
Hayat neler getirir bilinmez.
Hayat büyük,
Hayat yüce...
Bize sadece önünde eğilmek, hatta yerlere kadar eğilip "Sen büyüksün, bense küçüğüm "
demek düşer.
Büyüğün büyüklüğünü kabul etmek, bir zeka göstergesidir.
Ama hayatı ve büyüklüğünü kabul etmeyip, ona ne kadar direnirsek, problemler de o kadar
büyür.
Direnç gösterilen şey, büyür, güçlenir.
Deniz topunu bir süre suya bastırırsanız, daha büyük bir güçle suyun dışına fırlar.
Küçük bir problem biz savaştıkça zihnimizde kocaman bir meseleye dönüşebilir.
Ama direnmezsek, hayat bizi kucağına alır. Tıpkı nehirde akmak gibi; çırpınmadan,
direnmeden akarız. Hayatla uyum içinde.
Ama bu, düşmeyeceğimiz anlamına gelmez.
Düşmeyi de göze almak gerek.
Fakat bu düşme ihtimalinin tadımızı kaçırmasına izin vermek yerine ,”Şu an düşmedim,
hayatın kucağındayım” demek ve taşınıyor olma hissinin keyfini yaşamak, daha iyi değil mi?
Ve evet, hayat bizden çok daha büyük, planlarımız da gücümüz de sınırlı.
Bunu kabul etmek ilk anda ürkütücü gelse de içinde rahatlık var.
Her şeyi çözmek zorunda değiliz, her şeyi kontrol etmek de gerekmiyor.
Bazen sadece derin bir nefes alıp, "Bakalım hayat şimdi bana ne gösterecek" diyebilmek
yeterli.
Benim hayatı kolay yaşamak için bulduğum şey bu: hayatla savaşmak yerine büyüklüğünü
kabul etmek, daha az direnmek, daha çok güvenmek, daha az çırpınmak, biraz daha akmak ve
henüz düşmemişken düşmekten korkmak yerine kucağın tadını çıkarmak.
DİĞER YAZILAR
En güzel hediye
Son zamanlarda birine hediye almak istediğimde zorlandığımı fark ediyorum. Arkadaşımın doğum günü oluyor, özel…
Ben bir göçmen kızıyım
Aslında ben hiç göçmedim. Doğduğum toprakları ardımda bırakmadım. Bir sabah eşyalarımı toplayıp bilinmeyene do…